Anasayfa / Home Page / Sayılar / Isues

2002 20(2)

İÇİNDEKİLER / CONTENTS

Burhan TÜRKŞEN Ontological and Epistemological Grounding of Fuzzy Theory 1

İbrahim ÖZKAN
Burhan TÜRKŞEN

Uncertainty Around Currency Crisis: Type-2 Fuzzy System

27

Sevinç MIHÇI
Hakan MIHÇI

Reflections on the Ottoman Raw CottonProduction And Export During The 1850-1913 Period
43

Ertuğrul KIZILKAYA

Homo Economicus Tipolojisinin Reddi: Karl Polanyi ve Thorstein Veblen’in İktisada Bakış Açıları
73

Seda ŞENGÜL

Zeytinyağı Talebinin Çift Eşik Modeli İle Tahmini
93

Azize ERGENELİ
Taner SIĞINDI

Satış Elemanı Müşteri Arasında Etik Yargı Farklılığı ve Birbirlerinin Yargılarına İlişkin Beklentileri
115

Aydın ULUCAN

Markowitz Kuadratik Programlama ile Portföy Seçim Modelinin, Sermaye Piyasasında Endeks İle Aynı Risk-Getiri Yapısına Sahip Portföyün Elde Edilmesinde Kullanımı
141

Öznur YÜKSEL
Hakan ERKUTLU

Uluslararası Türk İşletmelerinde Yurt Dışında Görevlendirilecek Personel İstihdam Politikaları
155

Dilaver TENGİLİMOĞLU
Hakan ÇERMİKLİ

Sağlık Kuruluşlarında Rekabetçi Strateji Olarak Firma Birleşmeleri Konusuna Hastane Yöneticilerinin Görüşlerini Tespit Etmeye Yönelik Bir Alan Çalışması
171

Umur TOSUN
M. Cahit GÜRAN

Vergi İdarelerinde Etkinlik Arayışları: Vergi Dairelerinde Etkinlik Ölçümüne Yönelik Bir Deneme
187

Selçuk AKÇAY

Impact of Social Capital on The Corruption: An Empirical Study.......
217

Uğur ÖMÜRGÖNÜLŞEN

Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi Alfabetik Yazarlar Dizini
229

Dergimizin bu sayısında yer alan makaleleri değerlendiren hakemlerimize teşekkürlerimizi sunarız.
We gratefully acknowledge the referees who kindly helped us evaluating the articles for the current issue of our journal
.

HAKEMLER / REFEREES

Abdurrahman AKDOĞAN  Gazi Üniversitesi
Okan AKTAN  Hacettepe Üniversitesi
Metin ARSLAN Hacettepe Üniversitesi
Kuter ATAÇ Hacettepe Üniversitesi
Doğan Yaşar AYHAN Başkent Üniversitesi
Naci CANPOLAT Hacettepe Üniversitesi
Tarkan ÇAVUŞOĞLU Hacettepe Üniversitesi
Tanel DEMİREL Çankaya Üniversitesi
Erdal EREL Bilkent Üniversitesi
Aylin ÖZMAN ERKMAN Hacettepe Üniversitesi
Burak GÜNALP Hacettepe Üniversitesi
Argun KARACABEY Ankara Üniversitesi (SBF)
M. Baha KARAN Hacettepe Üniversitesi
Bahtışen KAVAK Hacettepe Üniversitesi
Mustafa KILIÇ Hacettepe Üniversitesi
İnci KUZGUN Hacettepe Üniversitesi
Burhan ÖZDEMİR Hacettepe Üniversitesi
Hüseyin ÖZEL Hacettepe Üniversitesi
Eyüp ÖZVEREN ODTÜ
İbrahim TANYERİ Hacettepe Üniversitesi
Hikmet TİMUR Hacettepe Üniversitesi
Umur TOSUN Hacettepe Üniversitesi
Aydın ULUCAN Hacettepe Üniversitesi
Tengiz ÜÇOK Gazi Üniversitesi
Fatma YILDIRIM Ankara Üniversitesi (SBF)

 

 

ONTOLOGICAL AND EPISTEMOLOGICAL

GROUNDING OF FUZZY THEORY

 

I. Burhan TÜRKŞEN

Director, Knowledge / Intelligence Systems Laboratory,
Mechanical and Industrial Engineering, University of Toronto, Toronto, Ontario, M5S 3G8, CANADA,
turksen@mie.utoronto.ca
http://www.mie.utoronto.ca/staff/profiles/turksen.html

Abstract:

 

Ontological and epistemological grounding of fuzzy theory is discussed with a hierarchy of levels of theoretical inquiry and their questions. The hierarchy is of seven levels. At each level, we ask a fundamental question to expose one's standing with respect to acceptance or rejection of the positions. At the bottom there are the two ontological questions; next there are the two general epistemological questions; then there are the two domain specific epistemological questions; and finally there is the application level questions. The hierarchy is shown to elicit the crisp (classical) set and logic theory stance and the fuzzy set and logic stances. We discuss only the first six levels in this exposition.

 

Özet:

 

Bulanık Mantık Teorisinin Ontolojik ve Epistomolojik Temelleri

 

Bulanık Mantık Teorisinin, ontolojik, epistemolojik temelleri teorik sorgulama seviyeleri hiyararşisinde tartışılmıştır. Hiyerarşi yedi seviyeden oluşmaktadır. Her seviyede bir temel soru sorulmuştur. En altta iki ontolojik soru mevcuttur; sonraki seviyede iki genel epistemolojik soru; daha sonrakinde iki alan-özgü epistemolojik soru ve son olarak da uygulama seviyesi soruları vardır. Hiyerarşi, klasik küme ve mantık teorisi ile bulanık küme ve mantık duruşunu açığa çıkaracak şekilde verilmiştir. Bu çalışmada yalnızca ilk altı seviye tartışılmıştır.

 

 

UNCERTAINTY AROUND CURRENCY CRISIS: TYPE-2 FUZZY SYSTEM MODELLING

 

İbrahim ÖZKAN
(Hacettepe University, Department of Economics, Ankara, TURKEY
ozkan@mie.utoronto.ca)

I. Burhan TÜRKŞEN
(Department of Mechanical and Industrial Engineering, University of Toronto, Ontario, M5S3G8, CANADA,
 turksen@mie.utoronto.ca)

Abstract:

 

Different analyses and methods have been employed to capture the timing and the effects of crises on foreign exchange markets. Fuzzy System Modelling (FSM) has been applied and successfully captures the crisis. In this paper, we further explore the uncertainty in the results of FSM findings. In this approach it is assumed that the only uncertainty resource is the level of fuzziness. Once optimum number of clusters and level of fuzziness are obtained by RMSE supervision, uncertainty component of level of fuzziness is analyzed. Results and reflection of this kind of uncertainty are shown.

 

Özet:

 

Döviz Krizlerinin Tahminindeki Belirsizlikler: Tip-2 Bulanık Sistem Modellemesi

Döviz piyasalarında gözlemlenen krizlerin zamanlanması ve etkilerini araştırmak için bir çok analiz ve metod denenmiştir. Bulanık Sistem Modeli (BSM) bu çerçevede denenmiş ve kriz başarılı olarak tahmin edilmiştir. Bu çalışmada, BMS bulguları içerisinde belirsizliğin yansımaları tetkik edilmiştir. Bu yaklaşımda belirsizliğin tek kaynağı bulanıklık seviyesi olarak varsayılmıştır. İlk olarak en uygun yığın sayısı RMSE danışımı altında bulunmuş ve bulanıklık seviyesindeki belirsizlik analiz edilmiştir. Bu tür belirsizliğin sonuçları ve yansımaları gösterilmiştir.

 

 

REFLECTIONS ON THE OTTOMAN RAW COTTON PRODUCTION AND EXPORT DURING THE 1850-1913 PERIOD*

 

Sevinç MIHCI
(Dr., Hacettepe University, Department of Economics, 06532, ANKARA
sevinc@hacettepe.edu.tr)

Hakan MIHCI
(Asst. Prof., Hacettepe University, Department of Economics, 06532, ANKARA
hakan@hacettepe.edu.tr)

Abstract:

 

The present study attempts to analyze raw cotton production and export in the Ottoman Empire during the second half of the nineteenth and the beginning of the twentieth centuries. The emphasis is given to the commercialization of the Ottoman agriculture while the peripheralization process of the Empire is evaluated. In this context, the effect of the world capitalist system on the Ottoman cotton production and export is considered. The problems of the raw cotton production can be explained with the administrative structure of the Empire in general, and the “traditional social order” that the Ottoman central authority had preserved throughout the centuries in particular.

 

Özet:

 

1850-1913 Dönemindeki Osmanlı Ham Pamuk Üretimi ve İhracatı Üzerine Düşünceler

Bu çalışma, ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından yirminci yüzyılın başına kadarki dönem içerisinde Osmanlı İmparatorluğu’nun ham pamuk üretimi ve ihracatını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, İmparatorluğun çevreleşme süreci değerlendirilirken, Osmanlı tarımının ticarileşmesine vurgu yapılmıştır. Bu bağlamda, dünya kapitalist sisteminin Osmanlı İmparatorluğu’nun ham pamuk üretimine ve ihracatına yönelik etkisi irdelenmiştir. Ham pamuk üretiminin sorunları, genelde İmparatorluğun idari yapısıyla, özelde de Osmanlı merkezi otoritesinin yüzyıllar boyunca korumuş olduğu “geleneksel toplumsal düzeni” ile açıklanabilir.

 

 

HOMO ECONOMICUS TİPOLOJİSİNİN REDDİ:

KARL POLANYI VE THORSTEIN VEBLEN’İN İKTİSADA BAKIŞ AÇILARI

 

Ertuğrul KIZILKAYA
(Dr., İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, İSTANBUL)

Özet:

 

Yerleşik iktisadın varsayım olarak kabul ettiği insanın davranış düzlemi bir çok düşünür tarafından kıyasıya eleştirilmektedir. Söz konusu homo economicus tipolojisi, insanı kıtlık karşısında rasyonel seçimler ortaya koyan ve piyasa mekanizması çerçevesinde toplumsal düzenin kurulması yönünde davranan bir varlık olarak kurgulamaktadır. Ancak, Karl Polanyi ve Thorstein Veblen gibi düşünürler bu tarz bir yaklaşımı kabul etmemekte ve insanın, hem bir birey hem de bir toplumsal varlık olmak üzere, iki farklı niteliği olduğunu vurgulamaktadırlar. Dolayısıyla, yerleşik iktisadın rasyonel bireyinin aksine, insan bu iki farklı niteliği özelliğiyle bir içsel çatışma yaşamakta ve bu nedenle de nevrotik olarak tanımlanabilecek davranışlar sergilemektedir. Bu yaklaşım Durkheim’ın önermesi ile bir homo duplex tipolojisinin kurgulanabileceğini göstermektedir. Ancak, bu noktada söz konusu homo duplex’in bir boyutunun reel, bir diğer boyutunun ise ideal niteliğe sahip olduğu da vurgulanmalıdır. Bu çerçevede, bu ideal tip Eflâtun’un Beden ile Ruh arasındaki bölünmeyi yaşayan insanında köklerini bulmaktadır. Bu yaklaşımın kolaylıkla normatif ve metafizik karakterli tartışmaların bataklığına saplanmaya neden olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak, bu yaklaşım yanlışlanabilir bir biçimde ifade edilemese bile, en azından analitik karakterinden istifade etmek suretiyle düşünce dünyasını düzenlemeye yönelik bir regülatif ide olarak kullanılabilecektir.

 

Abstract:

 

The Rejection of the Typology of Homo Economicus: Karl Polanyi and Thorstein Veblen’s Approaches to Economics

 

The human behavioral typology, which is accepted as an assumption by the mainstream economics is severely criticized by many intellectuals. The mentioned typology of homo economicus considers human being as an entity that makes rational choices when faced with scarcity and behaves towards the establishment of a social order within the framework of market mechanism. However, thinkers such as Karl Polanyi and Thorstein Veblen do not accept such an attitude and emphasize that human being has two different aspects, both as an individual and as a social entity. Therefore, contrary to the mainstream economics’ rational individual, human being experiences an inner conflict due to these two different peculiarities and thus displays almost neurotic behaviours. This approach puts forward that a homo duplex typology could be envisaged through Durkheim’s proposition. Yet, it should be underlined at this point that the so-called homo duplex has two dimensions : real and ideal. In this context, this ideal type finds its roots in the human being that experiences Plato’s partition between Body and Soul. It should also be researched that this approach could easily lead to an impasse of normative and metaphysical discussions. Although this attitude cannot be defined as falsifiable, it can be used as a regulative idea aiming at arranging the world of thoughts in order to take advantage at least of his analytical character.

 

 

ZEYTİNYAĞI TALEBİNİN ÇİFT EŞİK MODELİ İLE TAHMİNİ

 

Seda ŞENGÜL
(Yrd. Doç. Dr., Çukurova Üniversitesi, Ekonometri Bölümü, 01330, ADANA
ssengul@mail.cu.edu.tr)

Özet:

 

Adana kentsel alanında ailelerin zeytinyağı talepleri Haziran 1998’de 400 aileden derlenen veriler kullanılarak Çift Eşik (Double Hurdle) Modeliyle analiz edilmiştir. Verileri en iyi Bağımsız Çift Eşik Modelinin açıkladığı belirlenmiştir. Ailelerin toplam harcamaları, zeytinyağı, ayçicek yağı, tereyağı ve diğer sıvı yağların fiyatları modelde kullanılan ekonomik değişkenlerdir. Modelde kullanılan sosyo-demografik değişkenler ise yaş gruplarına göre hanehalkı genişliği, ailede gıda planlayıcısı olan kadının öğrenim düzeyi ve çalışan bireylerin aile içindeki oranıdır. Adana kentsel alanında ailelerin zeytinyağı taleplerini modelde kullanılan ekonomik değişkenlerin yanında sosyo-demografik değişkenlerin de etkilediği belirlenmiştir.

 

Abstract:

 

The Demand Estimation of Olive Oil with Double Hurdle Model

 

In this study Double Hurdle Model has been applied to analyze the household demand of olive oil in the urban area of Adana. Data used in this study were collected from 400 households through questionnaire in June 1998. The Independent Double Hurdle Model has been selected as the most appropriate form considering the nature of data used. The variables used in the model are: household total expenditure, price of olive oil, sunflower oil, butter and other liquid oil, household size by age categories, education level of women as a food consumption planner and percent of income recipients in the households. Both economic (expenditure and prices) as well as socio-demographic factors considered have an influence on household demand of olive oil in the urban area of Adana.

 

 

SATIŞ ELEMANI MÜŞTERİ ARASINDA ETİK YARGI FARKLILIĞI
VE
BİRBİRLERİNİN YARGILARINA İLİŞKİN BEKLENTİLERİ

Azize ERGENELİ


(Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi, İşletme Bölümü, 06532, ANKARA)

Taner SIĞINDI
(Dr. Öğr., Hacettepe Üniversitesi, İşletme Bölümü, 06532, ANKARA))

Özet:

 

Kişisel satış, uygulandığı alanlarda satışları arttırmak için önemli bir araç olarak değerlendirildiğinden, satış elemanlarından beklenen satış miktarı, onların etik bakımdan sorgulanabilir davranışlar sergilemelerine ve hatta bu davranışlarını savunacak nedenler bulmalarına neden olmaktadır. Bu çalışmada, kişisel satışta satış elemanı ve müşterilerin karşılaşabilecekleri etik sorunlar karşısında ortaya koyabilecekleri yargılar bakımından ne denli farklılaştıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Ankara’da bir devlet hastanesinde görev yapmakta olan hekimler ile tıbbi mümessillere etik senaryolara ilişkin kendi yargıları ve karşı tarafın yargısının ne olabileceği sorulmuştur. Elde edilen bulgulara göre, çalışmaya katılan hekimler, tıbbi mümessillere göre kendilerine yöneltilen senaryolar bakımından daha etik yargılara sahip bulunmuşlardır. Öte yandan hekimlerin tıbbi mümessillerin yargılarına ilişkin beklentileri, tıbbi mümessillerin kendi yargılarından daha olumsuz iken, tıbbi mümessillerin hekimlerin yargılarına ilişkin beklentileri iki senaryo dışında, hekimlerin kendi yargılarına benzer nitelikte bulunmuştur. Çalışma bulguları; çalışmaya katılanların cinsiyet, yaş, deneyim ve medeni durumlarının etik yargıları ile bir ilişkisinin olmadığını ortaya koymuştur.

 

Abstract:

 

Ethical Judgement Differences between Salespeople and Customers And their Judgemental Expectations about Each Other

 

Personal selling where applicable has been considered as an important mean of increasing the sales. However, the salespeople, who are expected to sell more, might show unethical behavior to satisfy these expectations and might find excuses for these ill mannered behaviors. This study was designed to investigate the differentiation of salespeople and their customers by their ethical judgements when they come across with ethically questionable situations in their personal selling process. A questionnaire with ethics related scenarios was given to the medical doctors (MDs) and to the medical representatives (MRs) working in a state hospital in Ankara and they were asked to express their own judgements on the same scenarios. The study revealed that judgements of MDs were more ethical than that of MRs. The opinion of the MDs about the judgement of the MRs was found to be less ethical than the MRs’ self-judgements. On the other hand, ethical judgements speculated by MRs about MDs was identical to the MDs’self- evaluations, except in two scenarios. In conclusion, ethical judgement was found to be statistically unrelated to gender, age,experience or marital status within the study groups.

 

 

MARKOWİTZ KUADRATİK PROGRAMLAMA İLE  PORTFÖY SEÇİM MODELİ UYGULAMASI:
İMKB-30 ENDEKSİ İLE AYNI RİSK-GETİRİ YAPISINA SAHİP PORTFÖYÜN BELİRLENMESİ

 

Aydın ULUCAN
(Yrd. Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi, İşletme Bölümü, 06532, ANKARA
aulucan@hacettepe.edu.tr)

Özet:

 

Bu çalışmada, Markowitz kuadratik programlama ile portföy seçim modelinin İMKB 30 endeksinde yer alan şirketler üzerinde uygulamaları yapılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında kuadratik programlama formundaki standart Markowitz portföy seçim modeli, İMKB 30 endeksi ile aynı risk-getiri yapısındaki portföyü oluşturacak şekilde modifiye edilmiştir. Ardından İMKB 30 şirketlerinin Ağustos 1999-Eylül 2003 arasındaki 50 aylık getiri değerleri kullanılarak beklenen getiri ve varyans-kovaryans matrisi elde edilmiş ve model çözülmüştür. İkinci aşamada standart kuadratik programlama modeli kullanılarak İMKB 30 endeksi ile aynı getiri düzeyinde daha düşük riskli portföy ağırlıkları bulunmuştur. Son olarak da standart kuadratik programlama modeli kullanılarak İMKB 30 endeksi ile aynı risk düzeyinde daha yüksek getirili portföy ağırlıkları bulunmuştur. Ayrıca çalışma ile karmaşık matematiksel altyapısı olan portföy seçim modellerinin elektronik hesap tabloları kullanılarak hızlı ve etkin bir biçimde çözülebileceği de gösterilmiştir.

 

Abstract:

 

An Application of the Markowitz Quadratic Programming Portfolio Selection Model: Determination of the Portfolio which has the same Risk-Return Structure with the Ise-30 Indice

 

In this study, Markowitz portfolio selection model is applied to the ISE 30 companies. In the first part of the study, Markowitz portfolio selection model, which is in the form of quadratic programming, was modified to compose a portfolio which has the same risk-return structure with the ISE 30 index. Then using 50 months return values of ISE 30 companies during August 1999-September 2003, expeceted return and variance-covariance matrices were obtained and the model was solved. In the second part, using standart quadratic programming model, portfolio weights which have the same return level with ISE 30 index but have lower risk than ISE 30 index were determined. Finally, using standart quadratic programming model, portfolio weights which have the same risk level with ISE 30 index but have higher return than ISE 30 index were determined. In addition to these, it is shown that complex portfolio selection models can be solved fastly and efficiently using electronic spreadsheets.

 

 

ULUSLARARASI TÜRK İŞLETMELERİNDE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ UYGULAMALARI

 

Öznur YÜKSEL
(Prof. Dr., Çankaya Üniversitesi, İşletme Bölümü,06530, ANKARA
oznur@cankaya.edu.tr)

Hakan ERKUTLU
(Öğr.Gör. Dr., Bilkent Üniversitesi, Turizm Bölümü, Bilkent, ANKARA
erkutlu@bilkent.edu.tr)

Özet:

 

Bu çalışma, uluslararası ölçekte iş yapan Türk firmalarının insan kaynakları uygulamalarını incelemektedir. Uluslararası insan kaynakları yönetim politika ve uygulamaları, uluslararası yönetici arzında görülen eksikliklere karşı firmaların tepkileri, yurt dışındaki görevlerini tamamlayan yöneticilerin ülkelerine döndüklerinde karşılaşabildikleri sorunlar ve Avrupa Tek Pazarının firmaların insan kaynakları yönetimi üzerindeki etkileri incelenen konular arasında bulunmaktadır. Türk işletmelerinin yurt dışı faaliyetlerinde çoğunlukla Türk yöneticilerini tercih ettiklerini görmekteyiz. İşletme kültürünü daha iyi tanıdığından dolayı ve yurt dışı faaliyetlerin denetimini daha hızlı bir biçimde yapabileceği umulduğundan Türk yönetici görevlendirilmektedir. İşletmelerin büyük bir kısmı, uluslararası işletmelerin sayısının ve faaliyet alanlarının artması buna karşılık yeterli miktarda nitelikli yönetici arzının bu duruma yanıt verememesi nedeniyle yakın gelecekte nitelikli uluslararası yöneticileri bulmakta güçlük çekileceğini tahmin etmektedirler. Gelecekte karşılaşılabilecek olan bu duruma işletmenin uygun bir yanıt verebilmesi için uluslararası insan kaynakları yönetimine daha fazla önem verilmesi gerektiğini ifade etmektedirler.

Avrupa Tek Pazarı konusunda, işletmeler var olan rekabetin daha da şiddetleneceğinden bahsetmektedirler. Bu rekabet ortamında özellikle nitelikli işletme elamanlarını işletmede tutabilmek onları Avrupalı işletmelere kaptırmamak için insan kaynakları yönetiminde ücretlerin uluslararası rakiplere göre ayarlanmaları, işletmede uygulanan ve çalışanları motive eden uygulamalarda iyileştirmeler yapılması vb. çeşitli uygulamaların yürürlüğe konulmasının gerekliliğinden bahsetmektedirler.

 

Abstract:

 

Human Resource Management Applications Of International Turkish Firms

 

This study examines human resource management applications of international Turkish firms. International human resource management politics and practices, reactions of firms in response to lack of managers who can look at the jobs from an international perspective, barriers to turnovers of international managers and influences that European Union may cause on international Turkish firms’ human resource management applications are also discussed in that paper. According to this study, Turkish firms prefer to employ mostly Turkish managers in their activities abroad. And within Turkish managers they usually send male managers abroad than female managers. Most of the firms in that study forecast that they will experience difficulty of finding qualified international managers in the near future due to increasing number of international firms, their growing market areas and as a result of those facts, lack of adequate supply of qualified international managers.

 

 

SAĞLIK KURULUŞLARINDA REKABETÇİ STRATEJİ OLARAK
FİRMA BİRLEŞMELERİ KONUSUNDA
HASTANE YÖNETİCİLERİNİN GÖRÜŞLERİNİ TESPİT ETMEYE YÖNELİK BİR ALAN ÇALIŞMASI

 

Dilaver TENGİLİMOĞLU
(Doç.Dr., Gazi Üniversitesi, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi, Beşevler, ANKARA
dilaver@gazi.edu.tr)

A. Hakan ÇERMİKLİ
(Yrd.Doç.Dr., Gazi Üniversitesi, İktisat Bölümü, Beşevler, ANKARA
cermikli@gazi.edu.tr)

Özet:

Hızla değişen global pazarlarda, stratejik ortaklıklar ve firma evlilikleri hem endüstri hem de hizmet sektöründe firmalar için rekabetçi başarıya giden yolda gerekli olmuştur. Özellikle gelişmiş ülkelerde sağlık sektöründe de özel sağlık kuruluşları arasında antlaşmalar,ittifaklar, stratejik ortaklıklar ve evlilikler bir seçenek değil zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışmada ülkemizde faaliyet gösteren hastane yöneticilerinin sağlık hizmetlerinde firma birleşmeleri konusundaki görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır.

 

Abstract:

 

A Field Study Determining Hospital Managers’ Perceptions on Mergers of Health Institutions as a Competitive Strategy

 

Mergers and strategic alliances have been necessary to be successful in both industry and service sector in the changing global market. Mergers and strategic alliances among health services firms particularly in developed countries, have become unavoidable trocther than a choice. In this study we try to determine thoughts of hospitals manager about corporations in the health sectors.

 

 

VERGİ İDARELERİNDE ETKİNLİK ARAYIŞLARI:
VERGİ DAİRELERİNDE ETKİNLİK ÖLÇÜMÜNE YÖNELİK BİR DENEME

 

M. Umur TOSUN
(Dr., Hacettepe Üniversitesi, Maliye Bölümü, 06532, ANKARA
utosun@hacettepe.edu.tr)

M. Cahit GÜRAN
(Dr., Hacettepe Üniversitesi, Maliye Bölümü, 06532, ANKARA

guran@hacettepe.edu.tr)

Özet:

 

Bu çalışmada, gelir dairelerine yüklenen görevler temelinde performans ölçümü yapılması amaçlanmıştır. Söz konusu amaç çerçevesinde, vergi dairelerinin performans ölçüm modellerinden girdi/çıktı modeli kapsamında, parametrik olmayan bir etkinlik ölçüm yöntemi olan Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Uygulamada, vergi dairelerinin sahip olduğu personel ile bilgisayar sayıları girdi olarak; tahakkuk artış oranı, tahsilat/tahakkuk oranı ile ihtilaflı dava sayısı çıktılar olarak kullanılmıştır. Ankara Defterdarlığına bağlı 21 merkez vergi dairesi için yapılan uygulama sonucuna göre; göreli olarak üç vergi dairesi etkin, geriye kalan 18 vergi dairesi etkinsiz çıkmıştır. Ampirik çalışmanın bulgularına göre, etkinlik skorlarının belirlenmesinde personel ve bilgisayar girdilerinin negatif etkisinin olduğu; çıktılardan tahakkuk edilen vergi miktarı ve tahsilat/tahakkuk oranının pozitif etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır. Potansiyel iyileştirmeler temelinde, vergi dairelerinin ihtilafa düşmeme ve tahakkuk artış oranında güçlü iyileştirmeler yapmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

 

Abstract:

 

Searc for Efficiency in Tax Administrations: A Tentative Essay on Efficiency Measurement in Tax Offices

 

The purpose this study is to measure the performance of the tax offices on the bases of their assigned duties. For this purpose, non-parametric efficiency measurement method, Data Envelopment Analysis (DEA), was used which can be characterized among the input-output models of tax administration performance measurements. In this study, personnel and computer numbers were defined as inputs; increase in the amount of the accruement of taxes, the ratio of the accruements of taxes over collected taxes and tax cases were defined as outputs. In order to measure the performance, 21 tax offices out of 25 which are affilliated with the Finance Office of Ankara Province were selected. According to the results, three out of twenty-one tax offices were found efficient while remaining eighteen were inefficient. Furthermore, it was found out that inputs were negatively and outputs were positively correlated with the efficiency scores. Potential improvements, which are useful characteristics of DEA, show that the tax administration offices should make strong improvements in the outputs tax cases and increase in the amount of accruement of taxes.

 

 

IMPACT OF SOCIAL CAPITAL ON THE CORRUPTION: AN EMPIRICAL STUDY

Selçuk AKÇAY


(
Assist. Prof., Afyon Kocatepe University, Department of Economics, 03270,
akcay@aku.edu.tr)

Abstract:

 

This study investigates the relationship between corruption and social capital in the sample of thirty-nine developed and developing countries. The basic hypothesis of this study is that the incidence of corruption is lower in nations with higher levels of social capital and higher in nations with lower levels of social capital. Empirical evidence based on the cross-country data for the thirty-nine countries supports this hypothesis.

 

Özet:

 

Sosyal Sermayenin Yolsuzluk Üzerine Etkisi: Ampirik Bir Çalışma

Bu çalışma, gelişmiş ve gelişmekte olan otuzdokuz ülke örnekleminde yolsuzluk ile sosyal sermaye arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Çalışmanın temel hipotezine göre, yolsuzluk, sosyal sermayesi yüksek olan olan ülkelerde düşük, düşük olan ülkelerde ise yüksektir. Otuzdokuz ülke verisine dayanan ampirik bulgu bu hipotezi desteklemektedir.

Anasayfa / Home Page / Sayılar / Isues