Anasayfa / Home Page / Sayılar / Isues
|
200 4 22(1)İÇİNDEKİLER / CONTENTS
Dergimizin
bu sayısında yer alan makaleleri değerlendiren hakemlerimize teşekkürlerimizi
sunarız.
MICHAL
KALECKİ VE KLASİK-MARKSİST İKTİSADİ ANALİZ Hüseyin ÖZEL
(Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü 06 800, Beytepe, ANKARA)
ozel@hacettepe.edu.tr
Özet:
Bu
yazıda, Michal Kalecki’nin iktisadi analizi ele alınmakta ve bu
analizin, Keynesyen analizle önemli benzerlikler gösterse de, aslında
kaynağını Klasik-Marksist iktisadi düşünce okulundan aldığı ileri
sürülmektedir. Yazının temel argümanı, Kalecki’nin analizinin üç
temel özelliği, yani efektif talep ilkesi, bölüşüm ve “monopol
derecesi” yaklaşımı olarak bilinen eksik rekabet kuramının analizin
boyutunu Keynesci kısa dönem etkilerinden, özellikle bölüşüm paylarındaki
ve yatırımlardaki dalgalanmaların önemli olduğu, uzun dönemli
sermaye birikimi sorununa uzattığı, bunun ise özünde Klasik-Marksist
bir analiz çerçevesini tanımladığıdır. Bununla birlikte, yazıda
ayrıca Klasik-Marksist iktisadın üzerinde durduğu “çekim
merkezleri” olan uzun dönem denge değerlerinin nasıl ortaya çıktığı
ve kalıcı etkilerin neler olduğunun gösterilmeyişinin Kalecki’nin
yaklaşımının kapsamını daraltarak kendi başına yerleşik iktisada
bir alternatif olarak görülme olanağını azalttığı düşüncesi
savunulmaktadır.
Abstract:
Michal
Kalecki and the Classical-Marxian Analysis
This paper examines Michal Kalecki’s economic analysis and argues that this analysis, even if it displays some important similarities to the Keynesian theory, takes its root from the Classical-Marxian school of thought. The basic argument of the paper is that the three building blocks of Kalecki’s economic analysis, namely the principle of effective demand, distribution theory and Kalecki’s theory of imperfect competition that is known as the “degree of monopoly”, together stretches the extent of economic analysis beyond Keynesian short term influences, especially to the problems of long run capital accumulation, for it emphasizes the effects of the changes in the distributive shares and in investment on the capital accumulation process, which gives capitalist system its fundamental instability. However, the paper also argues, the fact that Kalecki’s analysis overlooks the formation of long run equilibrium values of prices, or the “centers of gravity”, upon which the Classical-Marxian school focusses, restricts this approach’s analytical power which could make it a real alternative to the orthodox economics.
TÜRKİYE’DE KENTLERE GÖÇÜN NEDENLERİ
Timur
Han GÜR
(Yrd.Doç.Dr.,
Hacettepe Üniversitesi, İktisat Bölümü, Beytepe, ANKARA)
timurgur@hacettepe.edu.tr
Emel
URAL
(Devlet
İstatistik Enstitüsü, ANKARA)
Özet:
Literatürde
göç modelleri dört ana başlık altında incelenmektir. İşgücü akım
görüşü, göç veren ve alan bölgelerdeki gelir ve istihdam olanaklarının
karşılaştırılması sonucu göç kararı verildiğini öne sürerken,
insan sermayesi yaklaşımı göç kararını uzun dönemli bir yatırım
kararı olarak görmektedir. Bölgesel donanım yaklaşımı eğitim ve sağlık
gibi bölgesel donanımların önemini vurgularken hanehalkı üretim
yaklaşımında göç kararı bireyden aileye kaydırılmıştır.
Bu çalışma Türkiye’de 73 kent bazında literatürdeki göç modelleri kapsamında öne çıkan ekonomik, sosyal ve kültürel göstergeleri kullanarak bir kenti diğer kentlere göre çekici kılan faktörleri belirlemek ve kent bazında göçün nedenlerini açıklamak amacı gütmektedir. Bu çalışmanın temel bulguları, Türkiye’de kentler bazında iç göçün kent ortalama gelir düzeyi ve işsizlik oranı, sanayileşme düzeyi, sağlık ve eğitim hizmetleri kalitesi ve en önemlisi kadın işgücünün istihdam olanakları ile beklenen yönlerde ve derecelerde bağlantılı olduğudur. Bu faktörlerin Türkiye’de kent bazında göçü yüksek bir oranda açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Abstract:
The Determinants of Migration to the Cities in Turk
In
the literature, the decision of migration is studied under four different
migration models. While the labor-flow view explains migration with the
differences in income and employment structure between sending and
receiving areas, the human capital view deals with migration issue as a
long-term investment decision. The regional amenities approach emphasizes
the importance of regional amenities such as education and health quality,
and the household production approach examines migration as a family
decision instead of an individual one.
This
study aims to explain the main economic, social and cultural factors that
make a city more attractive than the others and the reasons of the
migration to some cities in Turkey by employing a data set for 73 cities.
The study identifies the explanatory variables of net domestic migration
by cities and finds that migration is highly correlated in an expected
direction with average income differences and unemployment rate in sending
and receiving areas, degree of industrialisation, qualities of health and
educational services, and particularly with employment opportunities for
women in some cities as emphasised in the theoretical models of migration
decision. The study reveals that these factors have reasonably high
explanatory power for the migration problem to particular cities in case
of Turkey.
TÜRKİYE’DE
ÇOCUK İŞGÜCÜNÜ BELİRLEYEN ETKENLER:
KİŞİSEL
VE AİLEVİ FAKTÖRLER
Kemal BAŞ
(Yrd.
Doç. Dr., Mersin Üniversitesi, İktisat Bölümü, MERSİN)
kemalbas@mersin.edu.tr
Özet: Bu çalışma Türkiye’de çocuk işgücünü belirleyen faktörleri saptamak amacıyla yapılmıştır. Özellikle, çocuk işgücü ile ebeveynlerin eğitim düzeyi, geliri ve diğer hanehalkı özellikleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ampirik analiz, Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından 1999 yılında yapılan çocuk işgücü anketiyle elde edilen veriler esas alınarak yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, çocuğun yaşı, ebeveynlerin eğitim düzeyi, ailedeki çocuk sayısı, annenin istihdamı ve yerleşim yerinin (kır veya kent olması) çocuk işgücünü belirleyen önemli faktörler olduğu saptanmıştır.
Abstract:
Factors
Determining Child Labor in Turkey: Personal and
Family-Related
Factors
This article addresses the issue of determinants of child labor in Turkey. Especially, the relationship between child labor and parental education level, income and other household characteristics is investigated. The empirical analysis is based on the child labor surveys in Turkey. The analysis shows that child’s age, parental education level, number of children in the household, mother’s employment and region of residence (urban or rural) are important determinants of child labor.
ULUSLARARASILAŞMA
TEORİLERİNİN GELİŞMEKTE OLAN ÜLKE FİRMALARININ İHRACAT
UYGULAMALARI ÇERÇEVESİNDE GEÇERLİLİĞİ: DENİZLİ İMALAT SANAYİİ
ÖRNEĞİ
Ahmet
BARDAKÇI
(Yrd.
Doç. Dr., Pamukkale Üniversitesi, İşletme Bölümü, 20100, DENİZLİ)
abardakci@pamukkale.edu.tr
Özet :
Uluslararasılaşması teorileri firmaların uluslararası pazardaki maceralarını gittikçe artan bir süreç olarak ele almaktadır. Ancak bu teorilerin gelişmekte olan ülke KOBİlerinin uluslararasılaşmasını açıklayamayacağı iddia edilmektedir. Bununla birlikte son yirmi yılda küreselleşme, yeni ekonomi ve bilgi teknolojileri konusunda ortaya çıkan eğilimler, ticari hayatı oldukça değiştirmiştir. Bu doğrultuda geleneksel teorilerin KOBİlerin uluslararasılaşma sürecini açıklamakta zorlandığı iddia edilebilir. Bu çalışmanın iki temel amacı vardır. Birincisi uluslarara-sılaşma teorileri için getirilen eleştirilerin geçerliliğinin araştırılmasıdır. İkinci amacı ise, mevcut teoriler ışığı altında Denizli İmalat Sanayii’nin uluslararasılaşma seviyesini ortaya koymaktadır.
Abstract:
Validity
of the Theories of Internationalization in the Context of Export Practices
of Developing Countries: A Case of Denizli Manufacturing Industry
The
venture of firm’s international marketing is discussed in an incremental
fashion by the theories of internationalisation. However, there is a
critic arguing that these theories cannot explain the internationalisation
process of developing country SMEs. Moreover trends like globalisation,
new economy and information technologies have changed the rule of doing
business in the last two decades. Therefore, it is argued that the
conventional theories of internationalisa-tion are unlikely explaining the
behaviour of developing country SME’s internationalisation. This study
attempts to investigate the validity of arguments depicted againist the
theories of internationalisation, while discovering internationalisation
process of Denizli Manufacturing Industry in the light of main theories of
internationalisation.
THE
EFFECT OF INTERNATIONAL FINANCIAL INTERVENTION ON ECONOMIC GROWTH: A
REVIEW OF THE EVIDENCE
Halit YANIKKAYA
(Dr.,
Celal Bayar Üniversitesi, İktisat Bölümü, 45030, MANİSA)
halit.yanikkaya@bayar.edu.tr
Ramazan GÖKBUNAR (Asst.Professor, Celal Bayar Üniversitesi, Maliye Bölümü, 45030, MANİSA)
ramazan.gokbunar@bayar.edu.tr
Abstract:
Most of the developing countries have been clients of both the International Monetary Fund and the World Bank in the post-war era. Yet, their programs have usually been blamed for generating adverse growth effects in the recipient countries. The effectiveness of IMF lending, in particular, regularly criticized as “anti-growth” and “anti-poor”. Thus, this paper reviews the available literature and conclude that while short-term fund lending is either neutral or detrimental to growth, there are some evidence suggesting that longer term IMF programs are likely to have positive growth effects. Where as available evidence suggests that Bank lending has relatively more positive growth effects in developing countries. In the literature, a large number of factors cited as possible causes of failure of these programs. However, it is crucial to recognize other roles played by the institutions to get comprehensive view of their importance for the developing as well as developed countries.
Özet:
Uluslararası Mali Müdahalenin Ekonomik Büyüme Üzerine Etkileri:
Bir
Literatür Taraması
Gelişmekte
olan ülkelerin çoğu II. Dünya Savaşı sonrası dönemde çeşitli
zamanlarda uluslararası ekonomik sistemde önemli yere sahip olan
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası programlarını uygulamışlardır.
Fakat, özellikle IMF programları olmak üzere bu programların gelişmekte
olan ülkelerin ekonomik büyüme süreçlerini olumsuz etkiledikleri yönünde
ciddi suçlamalar yapılmaktadır. Bu çalışmada, mevcut literatür
incelenerek bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Her ne kadar kısa dönemli
IMF programlarının ülkelerin ekonomik büyüme süreçlerine etkisinin
ya olmadığı ya da negatif olduğu yönünde sonuçlar mevcutsa da uzun
dönemli IMF programlarının etkisinin olumlu olduğunu gösteren çalışmalar
da vardır. Dünya Bankası programlarının ülkelerin ekonomik büyümesine
etkisinin ise daha olumlu olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, literatürde,
bu programlardan beklenen sonuçların alınamamasının çok çeşitli
nedenleri üzerinde durulmaktadır. Fakat, uluslararası sistemde oynadıkları
bazı önemli rollerin olduğu gerçeği de bu kurumların etkinliğinin
değerlendirilmesi aşamasında göz önüne alınmasının gerekliliği
de açıktır.
METHODOLOGICAL
INDIVIDUALISM IN LUCAS:
A
CRITICAL REALIST PERSPECTIVE
Rojhat Berdan AVŞAR (Res. Asst., Hacettepe University, Department of Economics, 06 800, Ankara, TURKEY)
berdan@hacettepe.edu.tr
Abstract:
The Lucas Critique, as a methodological critique of the so called “theory of economic policy”, seems to be directed to one of the fundamental weaknesses of the conception of science and explanation underlying policy-making practices. This conception of science and explanation can be called as “empirical realism”, according to which there can be stable relations between social aggregates. According to Lucas, this is impossible due to “adaptive” (or rational) character of individual decisions (or behaviors). While Lucas’ rejection of the existence of stable relations in the social realm seems to be a critique of the “closed world” reasoning, his conception of individual units makes his attempt completely futile in terms of “open system” theorizing.
Özet:
Lucas’ta Metodolojik Bireycilik: Eleştirel Gerçekçi Bir Perspektif
Lucas
Kritiği özünde iktisat politikasına temel oluşturan teorik çerçevenin
metodolojik bir eleştirisidir. Bu kritik politika yapımı pratiğinin
dayandığı açıklama ve bilim kavramsallaştırmasının temel bir zayıflığını
hedef almaktadır. Bu kavramsallaştırma “ampirik realizm” olarak tanımlanabilir.
Ampirik realist bir çerçeveden bakıldığında, sosyal büyüklükler
arasında kalıcı bir ilişki mümkündür. Ancak Lucas’a göre,
bireylerin karar (ya da davranışlarının) “adaptif” (veya rasyonel)
karakterinden dolayı bu mümkün değildir. Lucas’ın bu karşı çıkışı
“kapalı sistem” düşüncesinin bir eleştirisi gibi görünürken,
diğer yandan kendisinin birey kavramsallaştırması bu çabasını “açık
sistem” modellemesi açısından bütünüyle anlamsız kılmaktadır.
“There are macroeconomic questions, but only microeconomic answers”. (Garrison, 2000: 1, quoted by Horwitz)
YATIRIM
VE YÖNETİM KARARLARI AÇISINDAN KÂR KAVRAMINDAKİ DEĞİŞİM
Güven
SAYILGAN
(Yrd.
Doç. Dr., Ankara Üniversitesi S.B.F., İşletme Bölümü, 06590,
ANKARA)
sayilgan@politics.ankara.edu.tr
Kadir
GÜRDAL
(Dr.
Öğr.Gör, Ankara Üniversitesi S.B.F., İşletme Bölümü, 06590,
ANKARA)
kgurdal@politics.ankara.edu.tr
Özet:
Kâr
kavramı, farklı açılardan ve farklı amaçlar ile tanımlanabilmektedir.
İşletmelerin üretim, finansman, rekabet vb. faaliyetlerindeki ve etkileşimde
bulundukları ekonomik ortamın koşulla-rındaki değişmeler, farklı
amaçlarla kâr tanımlamalarını gerektirmektedir. Bu çalışmada,
konuya ilişkin literatür taraması yapılarak; kâr’ın hesaplanmasına,
yönetim ve yatırım kararlarında kullanılmasına yönelik yaklaşımlardan
oluşan ortaya çıkan değişimler ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Bu amaca bağlı olarak, literatür taramasında saptanan kâr kavramları
ayrıntılı olarak açıklanmamış ancak, temel yaklaşım farklılıkları
bulunan; muhasebe kârı, ekonomik kâr, riske göre düzeltilmiş getiri
kavramları başta olmak üzere başlıca kâr kavramları ana hatları
ifade edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, kâr denildiğinde ilk
akla gelen kâr kavramı olan muhasebe kârı’nın, özkaynak
maliyetlerini ve işletme riskini açıklama bakımından sınırlı olduğu,
kârın hesaplanmasında özkaynak maliyetlerinin ve riskin de göz önünde
bulundurulması gerektiğini ileri süren yaklaşımların gelişmekte
olduğu ve giderek işletmeler tarafından kullanılmaya başlandığı
sonuçlarına ulaşılmıştır.
Abstract: Change in the Concept of Profit in terms of Investment and Management Decisions
Profit
can be defined in different ways by considering different aims and
aspects. The activities of a business and the changes about the economic
conditions make profit to be defined differently. In this study, it is
aimed by a literature study to determine the different opinions and trends
about the calculation of the profit, the use of profit in management and
investment decisions. The determined profit terms aren’t explained but
some of them like accounting profit, economic profit, risk adjusted return
etc. needed to be explained. As a result of the study, it is obvious that
the accounting profit can not explain (doesn’t include) the cost of
capital and the business risk. In recent years there is a trend to use the
cost of capital and business risk in the process of calculating the profit
and in decision making.
GETİRİ
YÖNETİMİNE GENEL BİR BAKIŞ
(Yrd.
Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi, İşletme Bölümü, 06
semra@hacettepe.edu.tr
Özet:
Finansal tablolar firmanın başarısını gösteren bir aynadır. Bu tablolardaki getiriler tablo kullanıcıları için önemli olmaktadır. Firma getirisi firmanın piyasa değerini doğrudan etkilemektedir. Yöneticiler firmanın durumunu olduğundan daha iyi gösterebilmek ve sürekliliğini sağlamak için finansal tabloları hazırlama ilkelerindeki esnekliklerden yararlanmaktadır. Getiri yönetimi firmanın finansal tablolarının gerçekte olduğundan farklı gösterilmesidir. Getiri yönetimi işlemlerin meydana gelme zamanı ve kalemlerin gelir tablosundaki sınıflandırılmalarında ihtiyari davranılmasıdır. Buna ilaveten, muhasebe yöntemlerindeki değişiklikler raporlanmış getirilerin trendini değiştirmektedir. Firmaların getirilerinin seviyelerinden daha çok kalitelerinin yüksek olması önemli olmaktadır. Getiri kalitesi tutucu muhasebe politikalarını, manipule edilmemiş kazançları ifade etmektedir. Bu çalışma getiri yönetimine genel bir bakış sağlamaktadır. Çalışmada Getiri yönetimi tanımlanmakta ve getiri yönetiminde kullanılan yaklaşımlar belirtilmektedir.
Abstract:
Earning
Management : In a General
Prespective
Financial statements are mirrors showing success of business operations. Earnings at those statements are important for their users. Market value of a firm is directly affected by earnings. Managers use flexbility of principle of preparing financial statements to show them better than they should be. Earning management is to behave discretionary in timing of occurence of operation and classifying of the item. In addition, change in accounting methods can alter reported income statement trends. High quality of earnings of a firm is more important than level of them. Earning quality can mean conservative accounting methods and earnings that are free from manuplation. This paper provides a general perspective on earnings management. Earning management is defined and the methods using on earning mangement are explained in the paper.
MÜŞTERİ
BAKIŞ AÇISINDAN SATIŞ ELEMANI PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ VE KRİTER
GELİŞTİRME
Leyla
ŞENTÜRK ÖZER
(Yrd.
Doç Dr., Hacettepe Üniversitesi, İşletme Bölümü, 06800, ANKARA)
leyla@hacettepe.edu.tr
Özet:
Bu çalışma, satış elemanı performans değerlendirme literatüründen hareketle, müşteri bakış açısından endüstriyel satış elemanı performansını değerlendirme kriterlerini belirlemek ve bir ölçek geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Müşteri değerlendirme kriterleri teorik olarak SE’nın bilgi düzeyi, iletişim, görünüm, görüşmenin etkililiği başlıkları altında dokuz kriter olarak saptanmıştır. Ancak, müşterilerin satış elemanlarının performanslarını değerlendirmede belirlenen temel başlıklar yerine, kriterleri bir bütün olarak algıladıkları ve genel olarak değerlendirdikleri tesbit edilmiştir.
Abstract:
Sales
People Performance Appraisal by Customer’s Point of View and Criteria
Development
The
objective of this study is to determine performance appraisal criteria of
sales person and to develop a scale for it through the review of performance
appraisal literature. Theoretically, nine customer appraisal criteria are
determined under the following titles: knowledge level of sales person,
communication, physical appearance and effectiveness of interview. However,
it is found that customers perceived as an integrated set of criteria and
evaluate sales person in general rather than titles determined to evaluate
sales person’s performance.
İNSAN
KAYNAKLARININ GELİŞTİRİLMESİ YÖNÜNDE ATILAN YENİ BİR ADIM: İŞLETMELERDE
ÇALIŞANLARIN YETKİLENDİRİLMESİ (EMPLOYEE EMPOWERMENT)
İsmail BAKAN
(Yrd.Doç.Dr., K. S.
İ. Üniversitesi, İşletme Bölümü, KAHRAMANMARAŞ)
ibakan63@hotmail.com
Özet:
Modern örgütler daha hızlı ve kaliteli hizmet sunmak, daha verimli çalışmak suretiyle daha yüksek düzeyde kar elde etmek zorunda olduklarından dolayı, bunları örgüte kazandıracak olan yetkilendirme gün geçtikçe daha çok rağbet görmektedir. Yetkilendirmenin bu denli rağbet görmesinin diğer nedeni, yönetsel faaliyetlerde oldukça büyük ve hızlı değişimler yaşanmasından dolayı, yöneticilerin yönetim felsefelerini yeniden değerlendirmek zorunda kalmalarıdır. Yöneticiler çok kompleks durumlarla karşılaşmaları sonucunda geleneksel güç kaynaklarının ve yönetsel tekniklerin yetersiz kaldıklarını görünce, çözüm yolu olarak çalışanlarını yetkilendirmek istemişlerdir. Bunu gerçekleştiren yöneticiler, risk almaktan kaçınmayan, daha esnek, yaratıcı, motive edilmiş ve iş doyumu yüksek çalışanlar profiline ulaşmış olurlar. Çalışanların yetkilendirilmesi terimi yönetim alanında sıkça kullanılmaya başlandığından dolayı, bu çalışmada şu sorulara cevaplar aranmaktadır: Yetkilendirme ile ifade edilmek istenilen nedir? Değişik teorik yaklaşımların konuyla ilgili görüşleri nelerdir? Yetkilendirmenin örgüt ve birey üzerindeki etkileri nelerdir? Örgütlerde uygulanan yetkilendirme türleri nelerdir?. Bu konular incelendikten sonra, sonuç bölümünde, bütün çalışanların benimseyeceği bir yetkilendirme programının örgütlerde nasıl oluşturulacağı konusunda önerilerde bulunulmaktadır.
Abstract:
A
New Popular Initiative on the Direction of Human Resource Development:
Employee Empowerment
As
modern organizations must be faster, provide the highest quality service, be
more efficient, and ultimately more profitable, empowerment has emerged as
an increasingly popular initiative. The other reason of such popularity of
empowerment is that managerial work is undergoing such massive and rapid
change that many managers are re-assessing their management style. Faced
with an extraordinary level of complexity, they realised that traditional
sources of power erode and the old managerial tools lose their magic.
Therefore, managers now want to empower their workforce. What they will
receive in return are employees who are less risk-aversive, more flexible,
more creative and innovative, and more motivated and satisfied. As
"employee empowerment" as a term is frequently used in management
circles, in this study it is attempted to find answers for the following
questions: What is employee empowerment? What do the various theoretical
voices have to say about the concept? What are the effects of empowerment on
organizations and individuals? What are the types of empowerment established
in organizations? In the conclusion section, the paper suggests how
empowerment can be introduced into organizations in such a manner that it is
embraced by the whole workforce.
SOSYAL
DESTEK VE YAŞAM TATMİNİNİN MESLEKİ STRES ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ:
KAYSERİ’DE FAALİYET GÖSTEREN İŞLETME SAHİPLERİ İLE BİR ARAŞTIRMA
Mahmut
ÖZDEVECİOĞLU
(Yrd.
Doç. Dr., Erciyes Üniversitesi, İşletme Bölümü, 38039, KAYSERİ)
mozdeveci@erciyes.edu.tr
Özet:
Sosyal destek ve yaşam tatmininin son yıllarda örgüt yaşamı üzerindeki etkileri araştırmacıların ilgi alanı haline gelmiştir. Bu çalışmada, sosyal destek ve yaşam tatmininin işletme sahiplerinin mesleki stresleri ile ilişkileri incelenmiştir. Araştırma, Kayseri’de faaliyet gösteren, KOBİ veya büyük işletme özelliği gösteren işletmelerin sahipleri ile yürütülmüştür. 264 işletme sahibi ile yapılan araştırmada sosyal desteğin ve yaşam tatmininin işletme sahiplerinin mesleki stresini azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, sosyal destekle yaşam tatmini arasında pozitif yönlü bir ilişki belirlenmiştir. Bu sonuçlarla işletme sahiplerinin streslerini optimal düzeyde tutabilmek için sosyal destek ve yaşam tatminin artırılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Abstract:
Effects
of Social Support and Life Satisfaction on Occupational Stress: A Research
on Business Owners in Kayseri
Effects
of social support and life satisfaction on organizations have been an area
of interest in academia in the last two decades. This study looks at the
effects of social support and life satisfaction on the occupational stress
of business owners. A questionnaire has been employed on the owners of 264
small-and-medium-sized businesses and big businesses in Kayseri. The study
concludes that both social support and life satisfaction decrease
occupational stress. Moreover, it is concluded that there is a positive
relationship between life satisfaction and social support. By this results,
it is being undestood that social support and life satisfaction of business
owners should be increased for optimal occupational stress.
ÖRGÜTLERDE YARATICI DÜŞÜNCEYİ
GELİŞTİRME Birol BUMİN
(Prof.
Dr.,Gazi Üniversitesi, İşletme Bölümü, Beşevler/ANKARA)
bumin@gazi.edu.tr
Hakan ERKUTLU
(Yrd.
Doç. Dr., Bilkent Üniversitesi, Turizm Bölümü, ANKARA)
erkutlu@tourism.bilkent.edu.tr
Özet:
Yaratıcı
problem çözme ve yenilik yapma kavramları işletmelerin gelişmesi ve
rekabet üstünlüğü elde etmesi açısından çok önemli kavramlardandır.
Bu çalışmada “yaratıcı örgüt kültürü geliştirme” konusu ele
alınmaktadır. Yaratıcı bir örgüt kültürünün geliştirilmesi
sayesinde, işletmeler en değerli varlıkları olan çalışanlarını
etkin bir biçimde kullanabilecekler ve onların hem yenilikçi hem de güçlü
yeni fikirler üretebilmelerini sağlayabileceklerdir. Çalışmada ayrıca
işletmedeki çalışma grupları için yaratıcı problem çözme konusuna
da değinilmektedir.
Abstract:
Creative
Problem Solving and Innovation Organizations
Creative
problem solving and innovation are vital concepts for companies to have
competitive advantage. In this study, “developing and improving a creative
organizational culture” are examined in detail. In addition, creative
problem solving issue for the teams within organizations is mentioned. By
cultivating a creative organizational culture, companies are able to utilize
their human resources in an efficient way and get novel and powerful ideas,
which may provide competitive advantages to them against their competitors.
KAMU
GÖREVLİLERİ İLE KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARININ KAMU SEKTÖRÜNDEKİ
NORM KADRO ÇALIŞMALARINA KARŞI TUTUMLARI
Uğur
ÖMÜRGÖNÜLŞEN
(Öğr.
Gör. Dr.,
Hacettepe Üniversitesi, Kamu Yönetimi
Bölümü, 06800, ANKARA) omur@hacettepe.edu.tr
M.
Kemal ÖKTEM
(Öğr.
Gör. Dr.,
Hacettepe Üniversitesi, Kamu
Yönetimi Bölümü, 06800, ANKARA) kemalok@hacettepe.edu.tr
Özet:
Modern
insan kaynakları yönetiminin önemli tekniklerinden biri olan norm
kadrolama, son yıllarda Türkiye’de de gündeme gelmiş ve kamu
sektöründe uygulanmaya başlamıştır. Norm kadro ile ilgili Türkçe
literatür incelendiğinde, genellikle norm kadro sürecinin teknik
yönlerinin ele alındığı ve/veya norm kadro ile ilgili mevzuatın
ve uygulama örneklerinin değerlendirildiği görülmektedir. Türkçe
literatürde, taranabildiği kadarıyla, kamu görevlileri ile kamu
görevlileri sendikalarının norm kadrolama sürecindeki rolleri
ile norm kadrolama karşısındaki tutumları ne teorik ne de
ampirik bir incelemeye tabi tutulmuştur. Bu çalışmada, norm
kadro tekniği karşısında farklı statülerdeki kamu görevlilerinin
tutumları (düşünceleri, kanaatleri, beklentileri, endişeleri
vb.) ile kamu görevlileri sendikalarının tutumları ele alınmıştır.
Farklı nitelikteki iki kamu kuruluşunda yürütülen norm kadro çalışmalarında
farklı statülerdeki kamu görevlileri ile yapılan görüşmeler sırasındaki
gözlemler ile bu kamu görevlilerini temsil eden önemli işçi ve
kamu görevlileri sendikalarının resmî yayınları ve bu
sendikaların yöneticileri ile yapılan görüşmeler ışığında,
kamu görevlileri ve sendikaların kamu sektöründeki norm kadro çalışmalarına
karşı tutumları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu değerlendirme
sonucunda, bu tür yönetsel teknikleri adeta sihirli birer değnek
gibi görmek yerine ilgili tarafların oydaşmasına dayanan daha bütünleştirici
bir yeniden düzenleme çabasına girişmenin çok daha faydalı bir
yaklaşım olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu noktadan
hareketle, Türk kamu yönetiminde kamu görevlilerinin norm kadro
konusundaki olumsuz kanaatlerini ve geçerli endişelerini dikkate
alan; çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında son yıllarda
uygulanan norm kadro çalışmalarında ortaya çıkan sıkıntıları
göz ardı etmeyen; ve kamu görevlileri sendikalarının argümanlarını
değerlendiren bir yaklaşım benimsenmelidir. Böyle bir yaklaşımla
gerçekleştirilecek olan norm kadro çalışmaları, kamu yönetiminin
belirli alanlarında gereksiz kadro ve personel yığılmalarının
önlenmesi, gerek duyulan alanlara kadro ve personel takviyesi yapılması,
kişisel ve siyasal kayırmaya dayalı atamaların engellenmesi ve
bu suretle liyakat ilkesinin hayata geçirilmesinde önemli bir araç
haline gelecektir.
Abstract:
The
Attitudes of Public Servants and Public Service Unions toward the
Works of Determining Standard Positions in the Public Sector
As one of the important techniques of modern human resources management, the determination of standard positions has recently been on the agenda in Turkey as well and it has been started to use in the public sector. If the Turkish literature on the determination of standard positions is examined, it can be generally seen that the technical aspects of process of determining standard positions are treated and/or positive law and practices related to the determination of standard positions are evaluated. As far as it is searched, neither theoretically nor empirically the role of public servants and public service unions in the process of determining standard positions and their attitudes toward the work of determining standard positions have been examined in the Turkish literature. In this paper, the attitudes (thoughts, opinions, expectations, worries, etc.) of public servants in different status and the public service unions toward the technique of determining standard positions have been treated. In the light of observations made in the course of the interviews done with public servants in different status during works of determining standard positions in two different kind public organisations, the official publications of prominent confederations of labour and public service unions, and interviews made with the official administrators of such unions, the attitudes of public servants and their unions toward the work of determining standard positions in the public sector have been evaluated. As a result of this evaluation, it can be concluded that it is more beneficial to initiate an integrative reorganisation effort based on the consensus of related parties instead of regarding such managerial techniques as a magic stick. Therefore, it should be adopted an approach in the Turkish public administration taking the negative opinions and true worries of public servants, not disregarding difficulties emerged during the recent works of determining standard positions in various public organisations, and considering the arguments of public service unions. The works of determining standard positions with such an approach is going to be a significant tool for preventing unnecessary position and personnel accumulation in certain areas of public administration, reinforcing necessary areas with positions and personnel, preventing appointment based on nepotism, cronyism and political considerations, and t
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||