Anasayfa / Home Page / Sayılar / Isues

2004 22(1)

İÇİNDEKİLER / CONTENTS

Hüseyin ÖZEL

                     

Michal Kalecki ve Klasik-Marksist İktisadi Analiz

1

Timur Han GÜR  

Emel URAL

                           

Türkiye’de Kentlere Göçün Nedenleri

23

Kemal BAŞ 

                          

Türkiye’de Çocuk İşgücünü Belirleyen Etkenler: Kişisel ve Ailevi Faktörler  

 

39

Ahmet BARDAKÇI             

Uluslararasılaşma Teorilerinin Gelişmekte Olan Ülke Firmalarının İhracat Uygulamaları Çerçevesinde Geçerliliği: Denizli İmalat Sanayii Örneği   

                                       

55

Halit YANIKKAYA

Ramazan GÖKBUNAR        

The Effect of International Financial Intervention on Economic Growth: A Review of the Evidence  

  

77

Rojhat Berdan AVŞAR       

Methodological Individualism in Lucas: A Critical Realist Perspective   

                  

103

Güven SAYILGAN

Kadir GÜRDAL                    

Yatırım ve Yönetim Kararları Açısından Kâr Kavramındaki Değişim              

 

115

 Semra KARACAER 

Getiri Yönetimine Genel Bir  Bakış             

                 

137

 

Leyla ŞENTÜRK ÖZER      

Müşteri Bakış Açısından Satış Elemanı Performans Değerlendirmesi ve Kriter Geliştirme  

 

 

155

İsmail BAKAN                     

İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Yönünde Atılan Yeni Bir Adım: İşletmelerde Çalışanların Yetkilendirilmesi (Employee Empowerment)  

 

 

181

Mahmut ÖZDEVECİOĞLU 

 

Sosyal Destek ve Yaşam Tatmininin Mesleki Stres Üzerindeki Etkileri: Kayseri’de Faaliyet Gösteren İşletme Sahipleri ile Bir Araştırma  

 

 

209

Hakan ERKUTLU

Birol BUMİN  

 

Örgütlerde Yaratıcı Düşünmeyi Geliştirme  

 

 

 

235

 

Uğur ÖMÜRGÖNÜLŞEN

Kemal ÖKTEM

 

Kamu Görevlileri ile Kamu Görevlileri Sendikalarının Kamu Sektöründeki  Norm Kadro Çalışmalarına Karşı Tutumları  

 

249

Yazarlara Duyuru

(Notes for Contributors)

 

265

   

 

Dergimizin bu sayısında yer alan makaleleri değerlendiren hakemlerimize teşekkürlerimizi sunarız.
We gratefully acknowledge the referees who kindly helped us evaluating the articles for the current issue of our journal.

  

HAKEMLER / REFEREES

 

Nalan AKDOĞAN Başkent Üniversitesi
Okan AKTAN Hacettepe Üniversitesi
Sanem ALKİBAY Gazi Üniversitesi
Doğan Yaşar AYHAN Başkent Üniversitesi
Halil CAN Hacettepe Üniversitesi
Yurdakul ÇALDAĞ Gazi Üniversitesi
Azize ERGENELİ   Hacettepe Üniversitesi
Çağdaş GÜMÜŞSUYU TODAİE
Burak GÜNALP Hacettepe Üniversitesi
Semra GÜNEY Hacettepe Üniversitesi
Timur Han GÜR Hacettepe Üniversitesi
Arzu İLSEV Hacettepe Üniversitesi
Melek İPEK T.C. Emekli Sandığı
Semra KARACAER Hacettepe Üniversitesi
Bahtışen KAVAK Hacettepe Üniversitesi
Doğan Nadi LEBLEBİCİ Hacettepe Üniversitesi
Mustafa Ömer İPÇİ Hacettepe Üniversitesi
Hüseyin ÖZEL Hacettepe Üniversitesi
Halil SARIASLAN Sermaye Piyasası Kurulu
Ülkü ŞİŞİK Hacettepe Üniversitesi
İbrahim TANYERİ   Hacettepe Üniversitesi
İşaya ÜŞÜR Gazi Üniversitesi

     

 

MICHAL KALECKİ VE KLASİK-MARKSİST İKTİSADİ ANALİZ

 Hüseyin ÖZEL

 

(Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü 06800, Beytepe, ANKARA)

ozel@hacettepe.edu.tr

 

Özet:

 

Bu yazıda, Michal Kalecki’nin iktisadi analizi ele alınmakta ve bu analizin, Keynesyen analizle önemli benzerlikler gösterse de, aslında kaynağını Klasik-Marksist iktisadi düşünce okulundan aldığı ileri sürülmektedir. Yazının temel argümanı, Kalecki’nin analizinin üç temel özelliği, yani efektif talep ilkesi, bölüşüm ve “monopol derecesi” yaklaşımı olarak bilinen eksik rekabet kuramının analizin boyutunu Keynesci kısa dönem etkilerinden, özellikle bölüşüm paylarındaki ve yatırımlardaki dalgalanmaların önemli olduğu, uzun dönemli sermaye birikimi sorununa uzattığı, bunun ise özünde Klasik-Marksist bir analiz çerçevesini tanımladığıdır. Bununla birlikte, yazıda ayrıca Klasik-Marksist iktisadın üzerinde durduğu “çekim merkezleri” olan uzun dönem denge değerlerinin nasıl ortaya çıktığı ve kalıcı etkilerin neler olduğunun gösterilmeyişinin Kalecki’nin yaklaşımının kapsamını daraltarak kendi başına yerleşik iktisada bir alternatif olarak görülme olanağını azalttığı düşüncesi savunulmaktadır.

 

Abstract:

 

Michal Kalecki and the Classical-Marxian Analysis

 

This paper examines Michal Kalecki’s economic analysis and argues that this analysis, even if it displays some important similarities to the Keynesian theory, takes its root from the Classical-Marxian school of thought. The basic argument of the paper is that the three building blocks of Kalecki’s economic analysis, namely the principle of effective demand, distribution theory and Kalecki’s theory of imperfect competition that is known as the “degree of monopoly”, together stretches the extent of economic analysis beyond Keynesian short term influences, especially to the problems of long run capital accumulation, for it emphasizes the effects of the changes in the distributive shares and in investment on the capital accumulation process, which gives capitalist system its fundamental instability. However, the paper also argues, the fact that Kalecki’s analysis overlooks the formation of long run equilibrium values of prices, or the “centers of gravity”, upon which the Classical-Marxian school focusses, restricts this approach’s analytical power which could make it a real alternative to the orthodox economics.

   

 

TÜRKİYE’DE KENTLERE GÖÇÜN NEDENLERİ

 

Timur Han GÜR

 (Yrd.Doç.Dr., Hacettepe Üniversitesi, İktisat Bölümü, Beytepe, ANKARA)

timurgur@hacettepe.edu.tr

 

Emel URAL

(Devlet İstatistik Enstitüsü, ANKARA)

 

 Özet:

 

Literatürde göç modelleri dört ana başlık altında incelenmektir. İşgücü akım görüşü, göç veren ve alan bölgelerdeki gelir ve istihdam olanaklarının karşılaştırılması sonucu göç kararı verildiğini öne sürerken, insan sermayesi yaklaşımı göç kararını uzun dönemli bir yatırım kararı olarak görmektedir. Bölgesel donanım yaklaşımı eğitim ve sağlık gibi bölgesel donanımların önemini vurgularken hanehalkı üretim yaklaşımında göç kararı bireyden aileye kaydırılmıştır.

Bu çalışma Türkiye’de 73 kent bazında literatürdeki göç modelleri kapsamında öne çıkan ekonomik, sosyal ve kültürel göstergeleri kullanarak bir kenti diğer kentlere göre çekici kılan faktörleri belirlemek ve kent bazında göçün nedenlerini açıklamak amacı gütmektedir. Bu çalışmanın temel bulguları, Türkiye’de kentler bazında iç göçün kent ortalama gelir düzeyi ve işsizlik oranı, sanayileşme düzeyi, sağlık ve eğitim hizmetleri kalitesi ve en önemlisi kadın işgücünün istihdam olanakları ile beklenen yönlerde ve derecelerde bağlantılı olduğudur.  Bu faktörlerin Türkiye’de kent bazında göçü yüksek bir oranda açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.

    

 

 Abstract:

 The Determinants of Migration to the Cities in Turk ey

 

 In the literature, the decision of migration is studied under four different migration models. While the labor-flow view explains migration with the differences in income and employment structure between sending and receiving areas, the human capital view deals with migration issue as a long-term investment decision. The regional amenities approach emphasizes the importance of regional amenities such as education and health quality, and the household production approach examines migration as a family decision instead of an individual one.    

 

 This study aims to explain the main economic, social and cultural factors that make a city more attractive than the others and the reasons of the migration to some cities in Turkey by employing a data set for 73 cities. The study identifies the explanatory variables of net domestic migration by cities and finds that migration is highly correlated in an expected direction with average income differences and unemployment rate in sending and receiving areas, degree of industrialisation, qualities of health and educational services, and particularly with employment opportunities for women in some cities as emphasised in the theoretical models of migration decision. The study reveals that these factors have reasonably high explanatory power for the migration problem to particular cities in case of Turkey.

 

 

TÜRKİYE’DE ÇOCUK İŞGÜCÜNÜ BELİRLEYEN ETKENLER:

KİŞİSEL VE AİLEVİ FAKTÖRLER  

 

Kemal BAŞ

 (Yrd. Doç. Dr., Mersin Üniversitesi, İktisat Bölümü, MERSİN)

kemalbas@mersin.edu.tr

 

 

   

Özet:

     

Bu çalışma Türkiye’de çocuk işgücünü belirleyen faktörleri saptamak amacıyla yapılmıştır. Özellikle, çocuk işgücü ile ebeveynlerin eğitim düzeyi, geliri ve diğer hanehalkı özellikleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ampirik analiz, Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından 1999 yılında yapılan çocuk işgücü anketiyle elde edilen veriler esas alınarak yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, çocuğun yaşı, ebeveynlerin eğitim düzeyi, ailedeki çocuk sayısı, annenin istihdamı ve yerleşim yerinin (kır veya kent olması) çocuk işgücünü belirleyen önemli faktörler olduğu saptanmıştır. 

 

 Abstract:

 Factors Determining Child Labor in Turkey: Personal and

Family-Related Factors

 

This article addresses the issue of determinants of child labor in Turkey. Especially, the relationship between child labor and parental education level, income and other household characteristics is investigated. The empirical analysis is based on the child labor surveys in Turkey. The analysis shows that child’s age, parental education level, number of children in the household, mother’s employment and region of residence (urban or rural) are important determinants of child labor.  

 

 ULUSLARARASILAŞMA TEORİLERİNİN GELİŞMEKTE OLAN ÜLKE FİRMALARININ İHRACAT UYGULAMALARI ÇERÇEVESİNDE GEÇERLİLİĞİ: DENİZLİ İMALAT SANAYİİ ÖRNEĞİ

 

Ahmet  BARDAKÇI

(Yrd. Doç. Dr., Pamukkale Üniversitesi, İşletme Bölümü, 20100, DENİZLİ)

abardakci@pamukkale.edu.tr

 

 Özet :   

 

Uluslararasılaşması teorileri firmaların uluslararası pazardaki maceralarını gittikçe artan bir süreç olarak ele almaktadır. Ancak bu teorilerin gelişmekte olan ülke KOBİlerinin uluslararasılaşmasını açıklayamayacağı iddia edilmektedir. Bununla birlikte son yirmi yılda küreselleşme, yeni ekonomi ve bilgi teknolojileri konusunda ortaya çıkan eğilimler, ticari hayatı oldukça değiştirmiştir. Bu doğrultuda geleneksel teorilerin KOBİlerin uluslararasılaşma sürecini açıklamakta zorlandığı iddia edilebilir. Bu çalışmanın iki temel amacı vardır. Birincisi uluslarara-sılaşma teorileri için getirilen eleştirilerin geçerliliğinin araştırılmasıdır. İkinci amacı ise, mevcut teoriler ışığı altında Denizli İmalat Sanayii’nin uluslararasılaşma seviyesini ortaya koymaktadır.

 

 

 Abstract:     

 

 Validity of the Theories of Internationalization in the Context of Export Practices of Developing Countries: A Case of Denizli Manufacturing Industry

 

The venture of firm’s international marketing is discussed in an incremental fashion by the theories of internationalisation. However, there is a critic arguing that these theories cannot explain the internationalisation process of developing country SMEs. Moreover trends like globalisation, new economy and information technologies have changed the rule of doing business in the last two decades. Therefore, it is argued that the conventional theories of internationalisa-tion are unlikely explaining the behaviour of developing country SME’s internationalisation. This study attempts to investigate the validity of arguments depicted againist the theories of internationalisation, while discovering internationalisation process of Denizli Manufacturing Industry in the light of main theories of internationalisation.

 

 

THE EFFECT OF INTERNATIONAL FINANCIAL INTERVENTION ON ECONOMIC GROWTH: A REVIEW OF THE EVIDENCE

 

Halit YANIKKAYA

(Dr., Celal Bayar Üniversitesi, İktisat Bölümü, 45030, MANİSA)

halit.yanikkaya@bayar.edu.tr

 

Ramazan GÖKBUNAR

(Asst.Professor, Celal Bayar Üniversitesi, Maliye Bölümü, 45030, MANİSA) 

ramazan.gokbunar@bayar.edu.tr

 

 

Abstract:

 

Most of the developing countries have been clients of both the International Monetary Fund and the World Bank in the post-war era. Yet, their programs have usually been blamed for generating adverse growth effects in the recipient countries. The effectiveness of IMF lending, in particular, regularly criticized as “anti-growth” and “anti-poor”. Thus, this paper reviews the available literature and conclude that while short-term fund lending is either neutral or detrimental to growth, there are some evidence suggesting that longer term IMF programs are likely to have positive growth effects. Where as available evidence suggests that Bank lending has relatively more positive growth effects in developing countries. In the literature, a large number of factors cited as possible causes of failure of these programs. However, it is crucial to recognize other roles played by the institutions to get comprehensive view of their importance for the developing as well as developed countries.

   

 

 Özet: 

 

 Uluslararası Mali Müdahalenin Ekonomik Büyüme Üzerine Etkileri:

Bir Literatür Taraması

 

Gelişmekte olan ülkelerin çoğu II. Dünya Savaşı sonrası dönemde çeşitli zamanlarda uluslararası ekonomik sistemde önemli yere sahip olan Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası programlarını uygulamışlardır. Fakat, özellikle IMF programları olmak üzere bu programların gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyüme süreçlerini olumsuz etkiledikleri yönünde ciddi suçlamalar yapılmaktadır. Bu çalışmada, mevcut literatür incelenerek bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Her ne kadar kısa dönemli IMF programlarının ülkelerin ekonomik büyüme süreçlerine etkisinin ya olmadığı ya da negatif olduğu yönünde sonuçlar mevcutsa da uzun dönemli IMF programlarının etkisinin olumlu olduğunu gösteren çalışmalar da vardır. Dünya Bankası programlarının ülkelerin ekonomik büyümesine etkisinin ise daha olumlu olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, literatürde, bu programlardan beklenen sonuçların alınamamasının çok çeşitli nedenleri üzerinde durulmaktadır. Fakat, uluslararası sistemde oynadıkları bazı önemli rollerin olduğu gerçeği de bu kurumların etkinliğinin değerlendirilmesi aşamasında göz önüne alınmasının gerekliliği de açıktır.

  

METHODOLOGICAL INDIVIDUALISM IN LUCAS:

A CRITICAL REALIST PERSPECTIVE

  

Rojhat Berdan AVŞAR

(Res. Asst., Hacettepe University, Department of Economics, 06800, Ankara, TURKEY)

berdan@hacettepe.edu.tr

 

        

Abstract: 

 

The Lucas Critique, as a methodological critique of the so called “theory of economic policy”, seems to be directed to one of the fundamental weaknesses of the conception of science and explanation underlying policy-making practices. This conception of science and explanation can be called as “empirical realism”, according to which there can be stable relations between social aggregates. According to Lucas, this is impossible due to “adaptive” (or rational) character of individual decisions (or behaviors). While Lucas’ rejection of the existence of stable relations in the social realm seems to be a critique of  the “closed world” reasoning, his conception of individual units makes his attempt completely futile in terms of “open system” theorizing.

 

 Özet:

 Lucas’ta Metodolojik Bireycilik: Eleştirel Gerçekçi Bir Perspektif

 

Lucas Kritiği özünde iktisat politikasına temel oluşturan teorik çerçevenin metodolojik bir eleştirisidir. Bu kritik politika yapımı pratiğinin dayandığı açıklama ve bilim kavramsallaştırmasının temel bir zayıflığını hedef almaktadır. Bu kavramsallaştırma “ampirik realizm” olarak tanımlanabilir. Ampirik realist bir çerçeveden bakıldığında, sosyal büyüklükler arasında kalıcı bir ilişki mümkündür. Ancak Lucas’a göre, bireylerin karar (ya da davranışlarının) “adaptif” (veya rasyonel) karakterinden dolayı bu mümkün değildir. Lucas’ın bu karşı çıkışı “kapalı sistem” düşüncesinin bir eleştirisi gibi görünürken, diğer yandan kendisinin birey kavramsallaştırması bu çabasını “açık sistem” modellemesi açısından bütünüyle anlamsız kılmaktadır. 

 “There are macroeconomic questions, but only microeconomic answers”. (Garrison, 2000: 1, quoted by Horwitz)

 

YATIRIM VE YÖNETİM KARARLARI AÇISINDAN KÂR KAVRAMINDAKİ DEĞİŞİM

 

Güven SAYILGAN

(Yrd. Doç. Dr., Ankara Üniversitesi S.B.F., İşletme Bölümü, 06590, ANKARA)

sayilgan@politics.ankara.edu.tr

 

Kadir GÜRDAL

(Dr. Öğr.Gör, Ankara Üniversitesi S.B.F., İşletme Bölümü, 06590, ANKARA)

kgurdal@politics.ankara.edu.tr

 

       

 

Özet:     

 

 Kâr kavramı, farklı açılardan ve farklı amaçlar ile tanımlanabilmektedir. İşletmelerin üretim, finansman, rekabet vb. faaliyetlerindeki ve etkileşimde bulundukları ekonomik ortamın koşulla-rındaki değişmeler, farklı amaçlarla kâr tanımlamalarını gerektirmektedir. Bu çalışmada, konuya ilişkin literatür taraması yapılarak; kâr’ın hesaplanmasına, yönetim ve yatırım kararlarında kullanılmasına yönelik yaklaşımlardan oluşan ortaya çıkan değişimler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu amaca bağlı olarak, literatür taramasında saptanan kâr kavramları ayrıntılı olarak açıklanmamış ancak, temel yaklaşım farklılıkları bulunan; muhasebe kârı, ekonomik kâr, riske göre düzeltilmiş getiri kavramları başta olmak üzere başlıca kâr kavramları ana hatları ifade edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, kâr denildiğinde ilk akla gelen kâr kavramı olan muhasebe kârı’nın, özkaynak maliyetlerini ve işletme riskini açıklama bakımından sınırlı olduğu, kârın hesaplanmasında özkaynak maliyetlerinin ve riskin de göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri süren yaklaşımların gelişmekte olduğu ve giderek işletmeler tarafından kullanılmaya başlandığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

 

Abstract:

 Change in the Concept of Profit in terms of Investment and Management Decisions

 

 Profit can be defined in different ways by considering different aims and aspects. The activities of a business and the changes about the economic conditions make profit to be defined differently. In this study, it is aimed by a literature study to determine the different opinions and trends about the calculation of the profit, the use of profit in management and investment decisions. The determined profit terms aren’t explained but some of them like accounting profit, economic profit, risk adjusted return etc. needed to be explained. As a result of the study, it is obvious that the accounting profit can not explain (doesn’t include) the cost of capital and the business risk. In recent years there is a trend to use the cost of capital and business risk in the process of calculating the profit and in decision making.

 

 

 GETİRİ YÖNETİMİNE GENEL BİR  BAKIŞ

 

Semra KARACAER

(Yrd. Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi, İşletme Bölümü, 06800, ANKARA)

semra@hacettepe.edu.tr

      

 

Özet:    

 

 Finansal tablolar firmanın başarısını gösteren bir aynadır. Bu tablolardaki getiriler tablo kullanıcıları için önemli olmaktadır. Firma getirisi firmanın piyasa değerini doğrudan etkilemektedir. Yöneticiler firmanın durumunu olduğundan daha iyi gösterebilmek ve sürekliliğini sağlamak için finansal tabloları hazırlama ilkelerindeki esnekliklerden yararlanmaktadır. Getiri yönetimi firmanın finansal tablolarının gerçekte olduğundan farklı gösterilmesidir. Getiri yönetimi işlemlerin meydana gelme zamanı ve kalemlerin gelir tablosundaki sınıflandırılmalarında ihtiyari davranılmasıdır. Buna ilaveten, muhasebe yöntemlerindeki  değişiklikler  raporlanmış getirilerin trendini değiştirmektedir. Firmaların getirilerinin seviyelerinden daha çok  kalitelerinin yüksek olması önemli olmaktadır. Getiri kalitesi tutucu muhasebe politikalarını, manipule edilmemiş kazançları ifade etmektedir. Bu çalışma getiri yönetimine  genel  bir bakış  sağlamaktadır. Çalışmada Getiri yönetimi tanımlanmakta ve getiri yönetiminde kullanılan yaklaşımlar  belirtilmektedir.

 

 Abstract:

 

 Earning Management : In a  General Prespective

 

Financial statements are  mirrors showing success of business operations.  Earnings at those statements are important for their  users. Market value of a firm is directly affected by earnings. Managers use flexbility of principle of  preparing financial statements to show them better than they should be. Earning management is to behave discretionary  in timing of occurence of  operation and classifying of the item. In addition, change  in accounting methods can alter reported income statement trends. High quality of earnings of a firm is more important than level of them.  Earning quality can mean conservative accounting methods and earnings that are free from manuplation. This paper provides a general perspective on earnings management. Earning management is defined and the methods using on earning mangement   are  explained in the paper.

 

 

MÜŞTERİ BAKIŞ AÇISINDAN SATIŞ ELEMANI PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ VE KRİTER GELİŞTİRME

 

Leyla ŞENTÜRK ÖZER

(Yrd. Doç Dr., Hacettepe Üniversitesi, İşletme Bölümü, 06800, ANKARA)

leyla@hacettepe.edu.tr

 

 

Özet:      

 

Bu çalışma, satış elemanı performans değerlendirme literatüründen hareketle, müşteri bakış açısından endüstriyel satış elemanı performansını değerlendirme kriterlerini belirlemek ve bir ölçek geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Müşteri değerlendirme kriterleri teorik olarak SE’nın bilgi düzeyi, iletişim, görünüm, görüşmenin etkililiği başlıkları altında dokuz kriter olarak saptanmıştır. Ancak, müşterilerin satış elemanlarının performanslarını değerlendirmede belirlenen  temel başlıklar yerine, kriterleri bir bütün olarak algıladıkları ve genel olarak değerlendirdikleri tesbit edilmiştir.

 

 Abstract:     

 

Sales People Performance Appraisal by Customer’s Point of View and Criteria Development

 

The objective of this study is to determine performance appraisal criteria of sales person and to develop a scale for it through the review of performance appraisal literature. Theoretically, nine customer appraisal criteria are determined under the following titles: knowledge level of sales person, communication, physical appearance and effectiveness of interview. However, it is found that customers perceived as an integrated set of criteria and evaluate sales person in general rather than titles determined to evaluate sales person’s performance.

 

İNSAN KAYNAKLARININ GELİŞTİRİLMESİ YÖNÜNDE ATILAN YENİ BİR ADIM: İŞLETMELERDE ÇALIŞANLARIN YETKİLENDİRİLMESİ

(EMPLOYEE EMPOWERMENT)

 

İsmail BAKAN

(Yrd.Doç.Dr., K. S. İ. Üniversitesi, İşletme Bölümü, KAHRAMANMARAŞ)

ibakan63@hotmail.com

      

 

Özet:         

 

Modern örgütler daha hızlı ve kaliteli hizmet sunmak, daha verimli çalışmak suretiyle daha yüksek düzeyde kar elde etmek zorunda olduklarından dolayı, bunları örgüte kazandıracak olan yetkilendirme gün geçtikçe daha çok rağbet görmektedir. Yetkilendirmenin bu denli rağbet görmesinin diğer nedeni, yönetsel faaliyetlerde oldukça büyük ve hızlı değişimler yaşanmasından dolayı, yöneticilerin yönetim felsefelerini yeniden değerlendirmek zorunda kalmalarıdır. Yöneticiler çok kompleks durumlarla karşılaşmaları sonucunda geleneksel güç kaynaklarının ve yönetsel tekniklerin yetersiz kaldıklarını görünce, çözüm yolu olarak çalışanlarını yetkilendirmek istemişlerdir. Bunu gerçekleştiren yöneticiler, risk almaktan kaçınmayan, daha esnek, yaratıcı, motive edilmiş ve iş doyumu yüksek çalışanlar profiline ulaşmış olurlar. Çalışanların yetkilendirilmesi terimi yönetim alanında sıkça kullanılmaya başlandığından dolayı, bu çalışmada şu sorulara cevaplar aranmaktadır: Yetkilendirme ile ifade edilmek istenilen nedir? Değişik teorik yaklaşımların konuyla ilgili görüşleri nelerdir? Yetkilendirmenin örgüt ve birey üzerindeki etkileri nelerdir? Örgütlerde uygulanan yetkilendirme türleri nelerdir?. Bu konular incelendikten sonra, sonuç bölümünde, bütün çalışanların benimseyeceği bir yetkilendirme programının örgütlerde nasıl oluşturulacağı konusunda önerilerde bulunulmaktadır.

 

Abstract:    

 

 A New Popular Initiative on the Direction of Human Resource Development: Employee Empowerment

 

As modern organizations must be faster, provide the highest quality service, be more efficient, and ultimately more profitable, empowerment has emerged as an increasingly popular initiative. The other reason of such popularity of empowerment is that managerial work is undergoing such massive and rapid change that many managers are re-assessing their management style. Faced with an extraordinary level of complexity, they realised that traditional sources of power erode and the old managerial tools lose their magic. Therefore, managers now want to empower their workforce. What they will receive in return are employees who are less risk-aversive, more flexible, more creative and innovative, and more motivated and satisfied. As "employee empowerment" as a term is frequently used in management circles, in this study it is attempted to find answers for the following questions: What is employee empowerment? What do the various theoretical voices have to say about the concept? What are the effects of empowerment on organizations and individuals? What are the types of empowerment established in organizations? In the conclusion section, the paper suggests how empowerment can be introduced into organizations in such a manner that it is embraced by the whole workforce.

 

 

SOSYAL DESTEK VE YAŞAM TATMİNİNİN MESLEKİ STRES ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: KAYSERİ’DE FAALİYET GÖSTEREN İŞLETME SAHİPLERİ İLE BİR ARAŞTIRMA

  

Mahmut ÖZDEVECİOĞLU

(Yrd. Doç. Dr., Erciyes Üniversitesi, İşletme Bölümü, 38039, KAYSERİ)

mozdeveci@erciyes.edu.tr

       

Özet:    

 

Sosyal destek ve yaşam tatmininin son yıllarda örgüt yaşamı üzerindeki etkileri araştırmacıların ilgi alanı haline gelmiştir. Bu çalışmada, sosyal destek ve yaşam tatmininin işletme sahiplerinin mesleki stresleri ile ilişkileri incelenmiştir. Araştırma, Kayseri’de faaliyet gösteren, KOBİ veya büyük işletme özelliği gösteren işletmelerin sahipleri ile yürütülmüştür. 264 işletme sahibi ile yapılan araştırmada sosyal desteğin ve yaşam tatmininin işletme sahiplerinin mesleki stresini azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, sosyal destekle yaşam tatmini arasında pozitif yönlü bir ilişki belirlenmiştir. Bu sonuçlarla işletme sahiplerinin streslerini optimal düzeyde tutabilmek için sosyal destek ve yaşam tatminin artırılması gerektiği anlaşılmaktadır.

      

 

Abstract:

 

Effects of Social Support and Life Satisfaction on Occupational Stress: A Research on Business Owners in Kayseri

 

Effects of social support and life satisfaction on organizations have been an area of interest in academia in the last two decades. This study looks at the effects of social support and life satisfaction on the occupational stress of business owners. A questionnaire has been employed on the owners of 264 small-and-medium-sized businesses and big businesses in Kayseri. The study concludes that both social support and life satisfaction decrease occupational stress. Moreover, it is concluded that there is a positive relationship between life satisfaction and social support. By this results, it is being undestood that social support and life satisfaction of business owners should be increased for optimal occupational stress.

  

ÖRGÜTLERDE YARATICI DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME

 

Birol BUMİN

(Prof. Dr.,Gazi Üniversitesi, İşletme Bölümü, Beşevler/ANKARA)

bumin@gazi.edu.tr

 

Hakan ERKUTLU

 (Yrd. Doç. Dr., Bilkent Üniversitesi, Turizm Bölümü, ANKARA)

erkutlu@tourism.bilkent.edu.tr

 

 

Özet:

 

Yaratıcı problem çözme ve yenilik yapma kavramları işletmelerin gelişmesi ve rekabet üstünlüğü elde etmesi açısından çok önemli kavramlardandır. Bu çalışmada “yaratıcı örgüt kültürü geliştirme” konusu ele alınmaktadır. Yaratıcı bir örgüt kültürünün geliştirilmesi sayesinde, işletmeler en değerli varlıkları olan çalışanlarını etkin bir biçimde kullanabilecekler ve onların hem yenilikçi hem de güçlü yeni fikirler üretebilmelerini sağlayabileceklerdir. Çalışmada ayrıca işletmedeki çalışma grupları için yaratıcı problem çözme konusuna da değinilmektedir.  

 

Abstract:

 

Creative Problem Solving and Innovation Organizations

 

Creative problem solving and innovation are vital concepts for companies to have competitive advantage. In this study, “developing and improving a creative organizational culture” are examined in detail. In addition, creative problem solving issue for the teams within organizations is mentioned. By cultivating a creative organizational culture, companies are able to utilize their human resources in an efficient way and get novel and powerful ideas, which may provide competitive advantages to them against their competitors.

 

 

KAMU GÖREVLİLERİ İLE KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARININ KAMU SEKTÖRÜNDEKİ NORM KADRO ÇALIŞMALARINA KARŞI TUTUMLARI

 

Uğur ÖMÜRGÖNÜLŞEN

(Öğr. Gör. Dr., Hacettepe Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü, 06800, ANKARA)

omur@hacettepe.edu.tr

 

M. Kemal ÖKTEM

(Öğr. Gör. Dr., Hacettepe Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü, 06800, ANKARA)

kemalok@hacettepe.edu.tr

  

Özet:

 

Modern insan kaynakları yönetiminin önemli tekniklerinden biri olan norm kadrolama, son yıllarda Türkiye’de de gündeme gelmiş ve kamu sektöründe uygulanmaya başlamıştır. Norm kadro ile ilgili Türkçe literatür incelendiğinde, genellikle norm kadro sürecinin teknik yönlerinin ele alındığı ve/veya norm kadro ile ilgili mevzuatın ve uygulama örneklerinin değerlendirildiği görülmektedir. Türkçe literatürde, taranabildiği kadarıyla, kamu görevlileri ile kamu görevlileri sendikalarının norm kadrolama sürecindeki rolleri ile norm kadrolama karşısındaki tutumları ne teorik ne de ampirik bir incelemeye tabi tutulmuştur. Bu çalışmada, norm kadro tekniği karşısında farklı statülerdeki kamu görevlilerinin tutumları (düşünceleri, kanaatleri, beklentileri, endişeleri vb.) ile kamu görevlileri sendikalarının tutumları ele alınmıştır. Farklı nitelikteki iki kamu kuruluşunda yürütülen norm kadro çalışmalarında farklı statülerdeki kamu görevlileri ile yapılan görüşmeler sırasındaki gözlemler ile bu kamu görevlilerini temsil eden önemli işçi ve kamu görevlileri sendikalarının resmî yayınları ve bu sendikaların yöneticileri ile yapılan görüşmeler ışığında, kamu görevlileri ve sendikaların kamu sektöründeki norm kadro çalışmalarına karşı tutumları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu değerlendirme sonucunda, bu tür yönetsel teknikleri adeta sihirli birer değnek gibi görmek yerine ilgili tarafların oydaşmasına dayanan daha bütünleştirici bir yeniden düzenleme çabasına girişmenin çok daha faydalı bir yaklaşım olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu noktadan hareketle, Türk kamu yönetiminde kamu görevlilerinin norm kadro konusundaki olumsuz kanaatlerini ve geçerli endişelerini dikkate alan; çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında son yıllarda uygulanan norm kadro çalışmalarında ortaya çıkan sıkıntıları göz ardı etmeyen; ve kamu görevlileri sendikalarının argümanlarını değerlendiren bir yaklaşım benimsenmelidir. Böyle bir yaklaşımla gerçekleştirilecek olan norm kadro çalışmaları, kamu yönetiminin belirli alanlarında gereksiz kadro ve personel yığılmalarının önlenmesi, gerek duyulan alanlara kadro ve personel takviyesi yapılması, kişisel ve siyasal kayırmaya dayalı atamaların engellenmesi ve bu suretle liyakat ilkesinin hayata geçirilmesinde önemli bir araç haline gelecektir.

 

Abstract:

 

The Attitudes of Public Servants and Public Service Unions toward the Works of Determining Standard Positions in the Public Sector

 

As one of the important techniques of modern human resources management, the determination of standard positions has recently been on the agenda in Turkey as well and it has been started to use in the public sector. If the Turkish literature on the determination of standard positions is examined, it can be generally seen that the technical aspects of process of determining standard positions are treated and/or positive law and practices related to the determination of standard positions are evaluated. As far as it is searched, neither theoretically nor empirically the role of public servants and public service unions in the process of determining standard positions and their attitudes toward the work of determining standard positions have been examined in the Turkish literature. In this paper, the attitudes (thoughts, opinions, expectations, worries, etc.) of public servants in different status and the public service unions toward the technique of determining standard positions have been treated. In the light of observations made in the course of the interviews done with public servants in different status during works of determining standard positions in two different kind public organisations, the official publications of prominent confederations of labour and public service unions, and interviews made with the official administrators of such unions, the attitudes of public servants and their unions toward the work of determining standard positions in the public sector have been evaluated. As a result of this evaluation, it can be concluded that it is more beneficial to initiate an integrative reorganisation effort based on the consensus of related parties instead of regarding such managerial techniques as a magic stick. Therefore, it should be adopted an approach in the Turkish public administration taking the negative opinions and true worries of public servants, not disregarding difficulties emerged during the recent works of determining standard positions in various public organisations, and considering the arguments of public service unions. The works of determining standard positions with such an approach is going to be a significant tool for preventing unnecessary position and personnel accumulation in certain areas of public administration, reinforcing necessary areas with positions and personnel, preventing appointment based on nepotism, cronyism and political considerations, and thus, for putting merit principle into practice.